Psikoloji ve psikiyatri sahada semptom ve hastalıklarla mücadele ederken, arka planda da, diğer temel bilimlerin de desteğiyle, normali ve anormali anlama çabasını sürdürüyor. Yapılan bilimsel araştırmalarla, duygu, düşünce ve davranış alanında, normal yelpazesinin ve yelpaze dışının sırlarını keşif devam ediyor.

Bilgiler arttıkça bazı normal dışı durumların yani semptomların, nasıl da normal zihinsel süreçlerin bozuk-işlevsiz birer taklidi olduğunu görüyoruz. Örneğin; uyuşturucu bir maddenin saniyeler ve dakikalar içinde yaptığı zirve haz hissinde de, cinsellik gibi doğal bir haz faaliyetinde de aynı anatomik beyin bölgesinin görev aldığını biliyor muydunuz?

Buradan yola çıkarak uyuşturucu maddeyi azıcık dahi olsa temize çıkaramayız tabi ki. Fakat bağımlısı hastalara empati yapmanın, onları anlamaya çalışmanın bir yöntemini ileri sürebiliriz. Evet, bağımlısı olduktan sonra uyuşturucuya olan meyil, erişkin cinselliğinde olan doğal meyile benzemektedir. Bu meyildeki işleyişte farklılıklar var, ancak arzunun yani aşermenin gücü benzerdir. Hatta bazı uyuşturucuların orgazmdan daha büyük bir haz verdiği bilinmektedir. Madde kullanım kıskacındaki hastada da cinsellikteki döngü gibi tekrar tekrar aynı davranışa yönelme vardır. İki davranış da hazzın yanında kaygıda azalma, sakinleşme, ağrıda azalmayı getirebilir. Bu ortak yanlarının dışında farklılıkları da mutlaka var tabiki. Cinsellik arzusu gıdaya açlık gibi giderek artar ve doyum-boşalma olmaksızın azalmaz. Maddeye aşerme ise deniz dalgasına benzetilir, gelip zamanla sönümlenebilir, kullanım olması şart değildir.

Gerçek şu ki; bizler bir hastamıza, yakınları da sevdikleri bağımlı bireye böyle güçlü bir şeyi terketmesini telkin ediyoruz. Onları anlamak için nasıl cazip bir davranışı terketmelerini istediğimizi düşünelim. Adeta onlara en büyük haz kaynağından vazgeç diyormuşuz gibi değil mi?
Ancak yukarıdaki benzeyişten bağımlılığın tedavi olmaz bir hastalık olduğu sonucu çıkmamalıdır. Ayrıca şüphesizdir ki, bireyin bağımlılıktan tedavi olması, önce kendisi için, sonra ailesi ve sonra da toplum için onun ahlaki bir sorumluluğudur. Benzetmemiz terkedilmesi istenen davranışın gücü, tekrarlayıcılığı ve psikolojik rahatlamayla olan ilişkisi bakımındandır. Empati kurmamıza yardımcı olsun diye… Tedavi süreçlerinde onları daha iyi anlarsak, daha doğru desteği verebiliriz diye…

Write a comment:
*

Your email address will not be published.