Bu hissi yaşayan kişi olarak, sebebini bazen hiç bazen çok az anlamlandırabildiğimiz, bazen de yeterli düzeyde sebebini anlasak bile kendi kendimize “tamam da sebebine kıyasla bu kadarı abartılı, kontrol gücüm hiç yok” dediğimiz, işlevlerimizi ve yaşantımızı aksatan, rahatsız edici kaygıya tıpta anksiyete denir. Türkçedeki bunaltı kelimesi, anksiyetenin en doğru tercümesidir. Mesela ayrılık anksiyetesi bozukluğundaki somut ve gerçekçi bir delili yokken “sevdiklerimin başına bişey gelir de ayrı düşeriz” kaygısı ve bu nedenle yapılan aşırı davranışlar (sık sık arayıp kontrol, hep yanlarında kalma) anksiyeteye örnektir. Gerçekçi, makul ve yerinde bir kaygı olsaydı bu faydalı ve normal olurdu.

O zaman diyebiliriz ki; sebebi belli, yerinde, makul miktar ve sürede bir kaygı özellikle de kişinin okul-iş, eş-aile-sosyal çevre gibi alanlardaki zihinsel işlevselliğini ve uyumunu-geçimini olumsuz etkilemiyorsa bu normal kaygıdır, yararlıdır. Hayatımızı sürdürürken önlem almamızı sağlar, bizi korur, güvenlik alarm sistemimizdir. Sarı alarma benzetebiliriz.

Yukarıda ifade edilen normal kaygı ve diğer bir ifadeyle normal endişenin şiddetlisine korku denir. Kaygının tıbbi semptom hali anksiyeteydi, özelliği altta yatan sebebiyle ilişkisinin uygunsuz abartılı olmasıydı. Normal korku da sebebiyle orantılı, makul düzeyde ve yerinde olmalıdır. İşlevselliği bozmamalıdır. O zaman yararlı bir kırmızı alarmdır. Aksi halde buna tıbbi kavram olarak fobi denir. Fobide de anksiyetede olduğu gibi ölçüsüzlük, makul ve yerinde olmama durumu söz konusudur. Kişinin işlevselliğini az ya da çok olumsuz etkiler. Örneğin; kan görünce korku hissi yaşamak, tehlike işareti olması ve yaşamsal olabilmesi açısından faydalıdır ve bizi kan kaybına önlem almaya sevkeder, evrensel bir korkudur. Ciddiyetiyle orantılı şekilde önlemimizi alıp sağlığımızı koruyabiliriz. Halbuki kan fobisinde olduğu gibi küçücük bir kesiden akan birkaç damla kan yüzünden aşırı korku yaşarsak, bu günlük hayatımızdaki fonksiyonumuzu bozabilir.

Tıpta bu kavramlarla ilişkili hastalıklar anksiyete bozuklukları ve fobiler olarak tanımlıdır.

Fobiler ve anksiyete, bağımlılıklar ile iki spesifik yolla bağlantılıdır. İlk yol, bir fobinin ya da anksiyetenin, yoğun, irrasyonel korkularıyla başa çıkmak için kişinin uyuşturucu veya alkol denemeye yönlenmesidir. Öte yandan, uzun süredir uyuşturucu veya alkol kötüye kullanan bir kişi fobi veya anksiyete geliştirebilir. Fobi bir tür klinik anksiyete bozukluğudur ve anksiyete bozukluğu olan kişilerin, anksiyete bozukluğu olmayan insanlara göre maddeleri kötüye kullanma olasılığı iki ila üç kat daha fazladır.

Anksiyetenin yorucu etkileri nedeniyle bireyin günlük yaşamı belirgin bir şekilde sekteye uğrayabilir. Endişeli anlar yaşayan, ancak anksiyete bozuklukları olmayan insanlar, krizin geçtiği günlerini yaşayabilir; kaygı bozukluğu olan insanlar kaygılarının günlük yaşamlarını bozan etkilerini durduramazlar. Mesleki, sosyal, ailesel ve akademik yükümlülükler, koşulun bir parçası olarak gelen panik, stres ve önsöz duygusu ile kesintiye uğrayacak ve zarar görecektir. Bu olumsuz duygu-düşünceleri baskılamak için alkol ya da madde kullanma yolunu deneyebilirler.

Write a comment:
*

Your email address will not be published.