Psikiyatrik ve psikolojik literatür, sosyal medya bağımlılığını henüz resmi bir hastalık olarak tanımamaktadır. Fakat son dönemlerde artan sosyal medya kullanımı ve bu konuyla ilgili artan profesyonel destek ihtiyacı, diğer bağımlılık tedavilerinde kullanılan yöntemlerle tedavi edilmektedir.
Bu sebeple, sosyal medyayı fonksiyon kaybı yaşayacak yoğun kullanan kullanıcıların ruh sağlığı uzmanlarından yardım almaya bilinmekte. Danışmanlar terapi, uzak tutma, farkındalık sağlama gibi yöntemlerle telefonda geçirilen zamanı sınırlamaya çalışıyor.
İnternet bağımlılığı kavram ı ilk kez Dr. Ivan Goldberg tarafından gündeme getirilmiştir. Daha sonraları farklı araşırmacılar bu konuları internet bağımlılığı, patolojik internet kullanmı, problemli internet kullanımı, yoğun internet kullanımı gibi terimlerle ifade etmişlerdir.
Peki bu kavramı nasıl tanımlayabiliriz?
Genel olarak bu kavram; kullanım isteğinin önüne geçilememesi, internete bağlı olmadan geçirilen zamanın önemini yitirmesi, kullanımdan yoksun kalındığında așırı sinirlilik hali, saldırganlık olması ve kișinin iș, sosyal ve aile hayatının giderek bozulması olarak tanımlanabilir.
Genel olarak baktığımızda, internetin kullanım amacı doğası gereği bağımlılık oluşturabilecek sonuçlar doğurmaktadır. Örneği, internet bağımlılığı olan kişilere baktığımızda internette harcadıkları zamanın çoğunluğunu film ve müzik, oyun, sohbet,pornografi gibi alanlar olduğu görülmüştür. Fakat internet bağımlılığı saptanmamış kullanıcılara baktığımızda ise zamanlarını haber, eğitim siteleri gibi mecralarda geçirdikleri görülmüştür.
Sosyal medyayı ise boş vakit değerlendirmek, çevremizdeki diğer insanlarla iletişim kurmak, karşılıklı video, görsel gibi gönderimlerde bulunmak gibi pek çok farklı türde hem sosyallik hem de eğlence yolunda kullanabilmekteyiz. Kısacası, bu durum popüler bir boş zaman etkinliği olarak çeşitli kültürlere yerleşmeye başlamış bile olsa, sonuçlarının aşırı ve kompulsif kullanımlara neden olması dolayısıyla bağımlılık olarak nitelendirmeye başlanmıştır.
Tabi ki bağımlılığı geliştiren unsurlar arasında sosyal medyaya ulaşımın çok kolay olması, bilgisayar, tabletler ve özellikle cep telefonu aracılığıyla kolayca ulaşılabilmesi bağımlılığın gelişimini hem hızlandırmakta, hem de arttırmaktadır.

Özellikle son dönemlerde, sosyal medya üzerinden kurulan sohbetlerin yüzyüze yapılanlardan daha yaygın hale gelmesiyle, insanların hayatında son derece önemli bir yer kaplamaya başlamıştır. Kişilerin yaşama biçiminden başlayıp, iletişimine, dil algısına, hobileri ve ilgi alanlarına ve özellikle de ruh sağlığına yani psikolojisine etkisi de büyük olma başlamıştır.
Yapılan bazı araştırmalarda sosyal medya kullanımıyla bağlantılı olan kriterler arasında ilişkide olan kişilere kıyasla olmayan kişilerin, cinsiyeti kadın olan bireyleyin, öğrencilerin, özgüven anlamında daha düşük olan bireylerin ve narsistik bireylerin sosyal medyayı görece olarak daha fazla kullandığı gözlemlenmiştir.
Kişilerin özgüven seviyesiyle sosyal medya bağımlığı arasında negatif bir ilişki olduğunu belirten çalışmalar da bulunmaktadır. Ayrıca, reddedilme korkusu olan bireylerin de yüzyüze etkileşim yerine sosyal medyadan iletişimi tercih ettiği gözlemlenmiştir. Anonim olmak ve kişinin kimliğini saklayabiliyor olması da içedönük kişilikteki bireyler için reddedilve ve alay edilme, dışlanma riskini azalığı için sosyal medya bağımlılığını arttırmaktadır.
Sosyal medya kullanımı, bireyin gerçek dünyada yaşadığı olumsuz ve stres verici deneyimleri engelleyebilmektedir. .Bundan dolayı sosyal medya kullanımı yaşamsal sorunlarla baş etme mekanizmasını son derece düşürebilir.
Son olarak, kişinin sosyal medya bağımlılığının oluşmasına neden olan kriterler birer birer tespit edilmeli ve bu durumlarla gerçek hayata uyumlu ve gerçekçi baş etme mekanizmaları oluşturması hedeflenmeli ve desteklenmelidir.

Write a comment:
*

Your email address will not be published.