Bağımlılık hastalığına insanların büyük çoğunluğu üzüntüyle bakar; bu durumun iflah olmaz bir dert olduğunu düşünür ve yardım edememenin çaresizliğini yaşar. Elbette ki zor bir hastalıktır bağımlılık ama acaba sadece hastalarımız mı bağımlıdır, veya soruyu tersten soracak olursak siz hiç bağımlı olmadınız mı?

Örneğin siz hiç aşık olmadınız mı? Aşık olduğunuz kişiyi, dünyanın en güzel, en akıllı, en aşık olunası insanı olarak görmediniz mi? Onsuz geçen dakikalarınızda onun özlemiyle yanmadınız mı? Ona yakın olabilmek için okulu asmadınız mı, veyahut işten kaytarmadınız mı? Onun için aileniz veya sevdiğiniz başka insanlarla ters düşmediniz mi? O olmadan yaşamınızın koca bir hiçlik olacağını düşünmediniz mi? Ona kavuşamazsanız yaşamınızı sürdüremeyeceğinizi hissetmediniz mi? Elbette ki madde bağımlılığı ile aynı şey değildir aşk ama benzeyen yanları yok mu?

Örneğin siz hiç bebek olmadınız mı? Bir yetişkine bağımlı geçen uzun yıllarınız olmadı mı? Annenizin sizi kucağına alması ile dünyalar sizin olmadı mı? Veyahut annesiz kaldığınız anlarda dünyanın sonu gelmiş gibi ağlamadınız mı? Annenizden emdiğiniz süt bir hayat iksiri gibi bütün ihtiyaçlarınızı karşılamadı mı? Kendi ayaklarınız üzerinde duracak güce ulaşana kadar, tutunacak bir ele ihtiyaç duymadınız mı? Elbette ki madde bağımlılığı ile aynı şey değildir bebeklik ama benzeyen yanları yok mu?

Örneğin siz hiç bir futbol takım tutmadınız mı? Takımızın şampiyonluğu ile sokaklarda sabah kadar bağırıp, ertesi günü işe geç kalmadınız mı? Takımınız ezeli rakibine yenildiğinde canınız sıkılıp sağa sola sarmadınız mı? Derbi maçına gidebilmek için tonla para harcayıp, o kalabalığa, trafiğe katlanmadınız mı? Karşı takımı tutan arkadaşınızla maçla ilgili saçma sapan bir atışmaya girip aranızı bozmadınız mı? Elbette ki madde bağımlılığı ile aynı şey değildir taraftarlık ama benzeyen yanları yok mu?

Örneğin siz hiç siyasetle uğraşmadınız mı? Siyasi düşüncelerinizi ve gelecek hayallerinizi büyük bir coşkuyla tanımadığınız birine anlatmadınız mı? Siyasi görüşleriniz nedeniyle yeri geldiğinde sözlü, yeri geldiğinde taşlı sopalı kavgalara girişmediniz mi? Farklı görüşteki komşunuzla seçim dönemleri selamı sabahı kesmediniz mi? Farklı siyasi sembollere sahip insanlara ters ters bakmadınız mı? Benimsediğiniz düşünceleri taşıyan kimselerle birlikteyken güçlü bir aidiyet duygusu yaşamadınız mı? Elbette ki madde bağımlılığı ile aynı şey değildir siyaset yapmak ama benzeyen yanları yok mu?

Örneğin siz hiç çocukken sabahtan akşama kadar bilye veya taso oynamadınız mı? Anneniz yemeğe çağırdığında duymazdan gelip oyuna devam etmediniz mi? Tüm bilyelerinizi kaybettiğinizde evden para aşırıp yeniden bilye almadınız mı? Oyun oynarken ödevlerinizi, sınavlarınızı unutmadınız mı, dünyada aslolan tek şey oyun oynamakmış gerisi yalanmış gibi hissetmediniz mi? Oyunda haksızlık yapıldığını düşünüp iki bilye için en sevdiğiniz arkadaşlarınızla kavga etmediniz mi? Elbette ki madde bağımlılığı ile aynı şey değildir bilye oynamak ama benzeyen yanları yok mu?

Tüm bu yazılanlar bağımlılık hastalığını küçümsemek, hafife almak veya aklamak için değil, bu hastalığın kökenlerinin “normal” sınırlarımızın içinde olduğunu anlatabilmek içindir. Biz hepimiz, yukarıda sayılan özelliklerimiz nedeniyle bu hastalığa yakalanabiliriz. Bu durum bir hastalıktır ve aşılabilir.

Write a comment:
*

Your email address will not be published.