Bağımlılık hastalığını daha iyi anlayabilmek için araştırmalar sürekli devam etmektedir. Son dönemlerde bağımlılıkla ilgili daha fazla bilgiye sahip olunsa da özellikle bağımlılık gelişimi ve duyarlılığı söz konusu olduğunda hala bazı cevaplar aranmaya devam etmektedir. Bağımlılığın gelişimi konusuna pek çok farklı açılardan bakılması gerekmektedir.

Kişinin umut düzeyi, hastalık seviyesi ve bireyin sosyal, deneyimsel ve biyolojik koşulları arasında nedensel ilişkiler saptanmaktadır. Bir çocuğun koşulları ve deneyimleri onun fiziksel ve psikolojik gelişimini şekillendirdiğinden, araştırmacılar çocukluk deneyiminin bağımlı hale gelmede oynayabileceği rol hakkında incelemeler yapmaya başladı.

Cinsel istismar, bir çocuğun tam anlamıyla idrak edemediği, bilinçli bir şekilde razı olmadığı, gelişimsel olarak hazır olmadığı, ayrıca kanunlara veya toplum tabularına aykırı bir şekilde cinsel aktivitelere dahil olması şeklinde tanımlamaktadır. Duygusal istismar çocuğun, duygusal ya da ruhsal sağlığını tehlikeye atan, özgüven gelişimini sabote eden yetişkin davranışları olarak tanımlanmaktadır. İhmal ise bir çocuğun beslenme, güvenlik, eğitim, tıbbi tedavi gibi fiziksel bakımının yapılmaması ya da sevgi, destek, ilgi, duygusallık, terbiye, bağlanma gibi duygusal ihtiyaçlarının karşılanmaması, çocuğu fiziksel ya da duygusal yönden ihmal edilmesi şeklinde tanımlanmaktadır.

Çocukluk çağı travması, kişilerin 18 yaş öncesi uğradığı cinsel fiziksel ve duygusal istismar haricinde aynı zamanda ihmal yada bakım verenlerden birinin kaybı, boşanma, göç, şiddete tanıklık etme, doğal afete maruz kalma gibi etkenler arasında da olabilmektedir.

Türkiye’de bu konuyla ilgili henüz yapılmış çok fazla çalışma olmasa da, yapılan araştırmalar çocukluk çağında travma yaşamış bireylerin, ileriki yıllarda bağımlılığa karşı daha meyilli olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Aynı zamanda bağımlı bireyin çocukluğunda aileden gördüğü yetersiz bakımın da ilerleyen dönemlerde bağımlılığa etkisi saptanmıştır.

İstismar türleri arasında unutulması, hafızadan silinmesi en zor olanı ise, cinsel istismardır. Cinsel istismar çocuğun vücut bütünlüğüne de saldırı olduğundan kişide travmaya neden olabilmektedir. Çocukluk çağında cinsel istismara uğrayan kişilerin yetişkinlik zamanlarında bu tip istismar öyküsü olmayanlara göre madde/alkol kullanımı gibi riskli davranışları daha fazla sergiledikleri bulunan sonuçlar arasındadır. Cinsel istismar düzeyi arttıkçaysa, ilk alkol/madde kullanım yaşının düştüğü gözlemlenmiştir.

Write a comment:
*

Your email address will not be published.